1558-)
Ebû Hureyre (radıyallahü anh)-den nakledilmiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edip de ondan sonra Ebû Bekir (radıyallahü anh) halife seçildiği ve araplardan bazıları dinden döndüğü zaman Ömer b. Hattâb Ebû Bekr-e: (sallallahü aleyhi ve sellem); İnsanlar Allah-tan başka ilâh yoktur deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Kim " Allah-tan başka ilâh yoktur" derse malim ve canını benden korumuş olur. Ancak İslâm-ın hakkı müstesna Onun asıl hesabı ise Allah-a kalmıştır" buyurduğu hâlde nasıl olur da sen insanlarla savaşırsın? dedi. Bekir: yemin ederim ki namazla zekâtın arasım ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekât malî bir haktır. Allah-a yemin ederim ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-e vermiş oldukları bir (deve) yuları(nı) bile bana vermezlerse vermemelerinden dolayı onlarla muhakkak’savaşırım dedi. Bunun üzerine Ömer b. Hattâb: yemin ederim iyice anladım ki Aziz ve celil olan Allah Ebû Bekir-in gönlünü savaş için genişletmiş ve (yine) anladım ki onun görüşü haktır dedi. Dâvûd buyurdu ki: Bu hadisi Rebâh b. Zeyd Ma-mer-den o da aynı senetle Zühri-den rivâyet etmiştir ki bazdan demişlerdir. İbn Vehb Yunustan rivâyet edip demiştir. Dâvûd buyurdu ki: Şuayb b. Ebî Hamze Ma-mer ve ez-Zübeydî Zührî-den bu hadisi: Bir oğlağı bile bana vermezlerse" diye rivâyet etmişlerdir. Yunus-tan O da Zührî-den bu hadiste dediğini rivâyet etmiştir. zekât 1 40; İ-tisam 2; istitâbetû-l-mürteddîn 3; Müslim iman 32; Tirmizî iman 1; Nesaî zekât 3; Ahmed b. Hanbel 1-19 48; 11-529