3842-)
Câbir (radıyallahü anh)-den rivâyet olmuştur; dedi ki: (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi (Habat gazasına) göndermişti. Ebû Ubeyde b. el-Cerrah-i da başımıza komutan tayin etmişti. Kureyş-in bir kervanı ile karşılacaktık. Bir dağarcık hurmayı bize azık olarak vermiş verecek başka bir şey de bulamamıştı. Ubeyde b. el-Cerrah her birimize bu hurmalardan (sadece) birer tane veriyordu. Biz de onu çocuğun meme emdiği gibi emiyorduk sonra da üzerine bir su içiyorduk. Bu bize o gün geceye kadar yetiyordu. Bir de sopalarımızla (selem) ağac(ınm) yaprağına vuruyorduk; (düşen) yaprağı su ile ıslatıp yiyorduk. (Nihayet) denizin kenarına vardık. (Denizin kıyısında) kum yığını gibi büyük bir cisim yükselmeye başladı. Yanına vardığımız zaman bir de ne görelim anber denilen balıkmış. Ebû Ubeyde (onu görünce); Bu bir leştir ve bize helâl değildir" dedi. Sonra " Hayır biz Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)-ın elçileriyiz ve Allah yolunda (sefere çıkmış durumda)yız; ve siz buna şiddetle muhtaçsınız. Binaenaleyh (bunu) yiyiniz" dedi. Biz orada bir ay kadar kaldık. Üç yüz kişi idik. Hatta bu balıktan yiye yiye semizleşmiştik. (Resûlüllah) (sallallahü aleyhi ve sellem)-a dönünce bu durumu ona anlattık. O Allah-ın sizin için çıkardığı bir rızıktır. Yanınızda onun etinden biraz var mı ki ondan bize de yediresiniz" buyurdu. üzerine biz (ondan bir kısmım) gönderdik (Hazret-i Peygamber de onu) yedi. zebâih 12 meğazî 65; Müslim sayd 17; Nesâî sayd 35; Ahmed b. Hanbel II 309 311.