4448-)
- “... Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre: (sallallahü aleyhi ve sellem) bir mezarlığa giderek kabristan (da yatanlar) a şöyle selâm verdi: size ey mü-minler topluluğunun diyarında olanlar! Biz de inşâallah Teâlâ size katılacağız.) Sonra Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) : kardeşlerimizi (dünyada) görmüş olmayı çok arzu ederdim buyurdu.) Sahâbîler: Resûlallah! Biz senin (din) kardeşlerin değil miyiz? dediler. O: (Siz benim sahâbilerim (arkadaşlarım) sınız. Kardeşlerim de benden sonra gelen (mü-min) lerdir ve ben havuz üstünde öncünüzüm ) buyurdu. Sahâbîler : Resûlallah! Senin ümmetinden olup da henüz (dünyaya) gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın? diye sordular. (Söyleyin bakayım yağız ve doru at sürüsü içinde bir adamın sakar ve sekir atları bulunsa adam kendi atlarını tanır olmaz mı?) diye sordu. Sahabîler: (tanır) dediler. Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem): onlar da kıyamet günü abdest izinden dolayı yüzleri kolları ve ayakları nurlu olarak gelirler ) buyurduktan sonra: (Ben havuz üstünde sizin (ve onların) öncüsüyüm ) buyurdu. Daha sonra (Buyruğuna devamla) : takım adamlar kayıp devenin (sudan) kovulduğu gibi benim havuzumdan muhakkak kovulacaklar. Ben (onlara hitaben) dikkat ediniz buraya geliniz diye onları çağıracağım. Fakat (bana) : senden sonra muhakkak (dinde) değişiklik yaptılar denilecek ve onlar geri dönmeye devam edecekler. Ben de haydin uzaklaşın uzaklaşın diyeceğim ) buyurdu. "