2543-)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) her zaman çıkmadığı ve kimseyle buluşamayacağı bir saatte evinden dışarı çıkmıştı. Derken Ebû Bekir yanına çıkageldi. Hangi şeyden dolayı bu saatte buradasın Ey Ebû Bekir! Dedi. Ebû Bekir de: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile buluşup yüzünü görür ve selam veririm ümidiyle çıktım dedi. Az sonra Ömer geldi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona hangi şey seni bu saatte çıkardı dedi. Ömer: Açlık Ey Allah’ın Rasûlü! dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de Açlık bende de var dedi. Sonra üçü birden Ebû’l Heysem et Teyyihan el Ensarî’nin evine doğru yürüdüler. Ebû’l Heysem hurması ve koyunları bol olan bir kişi idi hizmetçisi yoktu. Evde kendisini bulamadılar ve evin hanımına eşin nerede? Dediler. Hanım: Bize tatlı içme suyu getirmeye gitmişti dedi. Biraz sonra Ebû’l Heysem dopdolu bir su kırbasıyla çıkageldi. Kırbasını yere koyduktan sonra gelip Peygamberimize sarılıp anne ve babasının Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e feda olduğunu söyledi. Sonra onları bahçesine götürdü ve bir sergi serdi ve hurma ağacından olgunu ve olgun olmayanı bir arada bulunan bir hurma dalı salkımı getirdi ve ortaya koydu. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Bize olgunlarından seçip getirmedin mi? buyurdu. Ebû’l Heysem: Ey Allah’ın Rasûlü! kendiniz seçesiniz diye veya yaş ve kuru hangisinden isterseniz seçip yemeniz için bu şekilde getirdim dedi. Böylece o hurmalardan yediler tatlı sudan içtiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki bu nimetlerden kıyamet günü sorguya çekileceksiniz. Serinlik ve gölge güzel hurma ve su…” Ebû’l Heysem yemek hazırlatmak için giderken Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Sakın ha! Sütlü bir hayvan kesmeyin! Ebû’l Heysem dişi veya erkek bir oğlak kesti hazırlayıp getirdi ve hep birlikte yediler Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hizmetçin var mı? dedi. Ebû’l Heysem hayır dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) savaş esirleri gelince bize gel buyurdu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e iki savaş esiri getirilmişti. Bir üçüncüsü yoktu. Ebû’l Heysem müracaat etti Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ikisinden birini seç buyurdu. Ebû’l Heysem: Ey Allah’ın Rasûlü benim yerime siz seçiniz dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): İstişare edilen kimse güvenilen kimsedir dedi. Şunu al çünkü onu namaz kılarken gördüm dedi. ona iyi davran buyurdu. Ebû’l Heysem hanımına gitti ve durumunu ona anlattı bunun üzerine hanımı Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in “Ona iyi davran” sözünü yerine getirebilmek için onu hürriyetine kavuşturmalısın dedi. Ebû’l Heysem de o hürdür dedi. Daha sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Allah’ın gönderdiği her Peygamber ve devlet idarecisinin iki tür halkı vardır; Biri ona daima iyiliği emredip kötülükten sakındırır bir diğeri de ona devamlı güçlük çıkarıp yük olur kim kötü arkadaş ve personelden korunmuş olursa gerçekten her tür kötülükten korunmuş olur. (Müslim Eşribe: 99) Bu hadis hasen sahih garibtir.
Kaynak: Sünen-i Tirmizî 2: Zühd Bölümleri
Konu: Rasûlüllah Sallallahü Aleyhi Ve Sellemin Yaşantısı Nasıldı?