3990-)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre şöyle demiştir: Ebû Talha Ümmü Süleym’e Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sesini çok zayıf buldum onda açlık olduğunu zannediyorum yanında yiyecek olarak bir şey var mı? dedi. Ümmü Süleym de: “Evet” diye cevap verdi. Sonra arpa unundan birkaç ekmek çıkardı. Başörtüsünden bir parçasıyla sardıktan sonra elime tutuşturdu bir kısmını da kendine bıraktı sonra beni Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a gönderdi. Ben de ekmeği Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i yanında ashabıyla mescidde oturur durumda buldum ben de onların yanına dikeldim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana dedi ki: Seni Ebû Talha mı gönderdi? Ben de “Evet” dedim. Yemek için mi? buyurdu. Ben de “Evet” dedim. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanındakilere kalkınız! Buyurdu. Hepbirlikte yürüdüler. Ben de onların önünden yürüdüm. Ebû Talha’ya varınca durumu haber verdim. Ebû Talha dedi ki: Ey Ümmü Süleym! Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beraberindekilerle birlikte bize geldi kendilerine yedirecek bir şeyimiz de yok. Ümmü Süleym Allah ve Rasûlü daha iyi bilir dedi. Ebû Talha gidip Peygamberi karşıladı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Ebû Talha içeri girdiler. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ey Süleym’in annesi buyurdu yanında ne varsa getirir. Ümmü Süleym o ekmeği getirdi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in emri üzerine ekmek doğrandı. Ümmü Süleym yağ tulumunu sıkarak onun içinden çıkanı katık yaptı. Sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu kabın içersine Allah’ın dilediği şekilde bir şeyler okudu. Sonra Ebû Talha’ya on kişiye izin ver dedi. Ebû Talha on kişiye yemek yemeleri için izin verdi. Onlar girdiler doyasıya kadar yediler sonra çıktılar. Sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) on kişiye daha izin ver buyurdu. Bunlar da girdiler. Doyasıya kadar yediler ve çıktılar. Tüm cemaat hepsi yediler ve doydular. O gün o topluluk yetmiş veya seksen kişiydi. (Buhârî Menakıb: 27; Müslim Eşribe: 17) Bu hadis hasen sahihtir.