Söylediğimiz sözler dinden çıkmamıza sebep olabilir mi
İslam dininin asli unsurlarından olan inanç esaslarından (Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kader ve kazaya iman) birini dahi reddetmek, Allah’a ortak koşmak, O’nu baba olmak gibi şanına yakışmayan sıfatlarla vasıflandırmak, Allah’ın cimri olduğunu söylemek, O’ndan başkasına dua ederek isteklerde bulunmak, Allah’ın sıfat ve isimleriyle alay etmek, peygamberleri ilah mertebesine çıkarmak ya da tam tersine onlarla alay etmek, meleklerle alay etmek -toplumumuzda özellikle Azrail (a.s.) ile ilgili alaycı ifadeler sıklıkla dillerde dolaşmaktadır- ya da onları ayıplayıp küçük görmek, Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini dahi inkâr etmek, alaya almak ya da ayetin apaçık olan hükmünü reddetmek, reenkarnasyona inanmak ahireti inkâr anlamına geldiği için kişiyi İslam dairesinden çıkarır.[414] Bunlara ilave olarak farz ya da haram oluşu kesin delillerle bilinen hususlardan birini, birkaçını ya da tamamını reddetmek veya hafife almak, önemsememek, beğenmemek ya da farzlarla/haramlarla alay etmek kişiyi dinden çıkarır. Bu anlama gelecek sözleri dinden çıkmak amacı ile olmasa da kalben inanarak bilinçli bir şekilde söyleyen kişi İslam dairesinden çıkar.
Kişiyi dinden çıkarabilecek sözlere örnek olarak şunları verebilmemiz mümkündür: “Seni Allah’tan daha çok seviyorum”, “Allah gelse seni elimden alamaz.”, “Bu zamanda namaz mı kılınır, hangi devirde yaşıyoruz.”, “Namaz bir egzersizdir, bizim namaza ihtiyacımız yok”, “Allah bizim yapıp ettiklerimize karışamaz”, “Benim şeyhim peygamberden daha üstündür” vb.
İman, kalp ile ilgili bir husus olmakla birlikte, imanın ifade edilmesinde ve insanın mümin olarak kabul edilmesinde dilin önemli bir sorumluluğu vardır. Kalp iman ettikten sonra dil istediğini söyleyemez. Sözlerimiz, kalbimizdeki imana aykırı olamaz. Yukarıda zikrettiğimiz ve benzeri imana zarar verebilecek söz ve davranışlardan uzak durma konusunda Müslümanlar hassas olmak zorundadır. Özellikle de İslam’ın kutsal kabul ettiği unsurların alaycı bir şekilde konuşmalarda yer alması müsamaha ile karşılanabilecek bir husus değildir. Kişinin imanına zarar veren sözleri söylemesinden sonra hemen tövbe ederek Kelime-i Şehadet getirmesi gerekmektedir.
Müslüman birine ağız alışkanlığıyla “Allahsız, kitapsız” diyen birinin durumu nedir
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Müslümanların birbirlerini kâfirlikle itham etmeleri ile ilgili sözlerinden bazıları şöyledir:
“Kim bir insanı kâfir diye çağırırsa yahut öyle olmadığı hâlde ‘ey Allah düşmanı’ derse, söylediği söz kendisine döner.”[415]
“Mümine lânet etmek onu öldürmek gibidir. Bir mümini küfür ile itham eden onu öldürmüş gibi olur.”[416]
“Bir insan Müslüman kardeşine ‘ey kâfir’ diye hitap ettiği zaman, ikisinden biri bu sözü üzerine almış olur. Şayet söylediği gibi ise küfür onda kalır, değilse söyleyene döner.”[417]
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bu uyarılarına dikkat edildiğinde, Müslüman olarak tanınan birine Müslüman olmadığını ima etmek bile yanlıştır. Sanal ya da gerçek ortamda bir Müslümana “Allahsız”, “kitapsız” vb. demek, ona söylenebilecek en ağır sözlerden biridir. Bu nedenle Müslümanların bu ve buna benzer kelimeleri dillerinden tamamen uzaklaştırmaları gerekir. Genel kural bu olmakla birlikte, dil alışkanlığı, dil sürçmesi, sözünün nereye gittiğinin farkında olmama, dalgınlık vb. bir nedenle ve karşısındakinin kâfir olduğunu kastetmeksizin “Allahsız” demek kişiyi İslam dairesinden çıkarmaz. Ancak, bu tür sözleri kullanmamaya, alışkanlık hâline getirmemeye dikkat etmek gerekir.
Mısır mitolojisindeki bir varlığı anlatırken “mısır tanrısı” demek şirk midir
Şirk, “kâinatı yaratan ve idare eden en yüce varlığın ulûhiyyetine ortak tanıma” anlamına gelmektedir.[418] İslam dini Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olduğu esasına dayandığından, Allah’a ait olan hiçbir sıfat ve fiil başka varlıklara yakıştırılamaz. Bu nedenle inanan bir insanın, putperest inançlarla bağlantılı mısır tanrısı, gök tanrısı, yer tanrısı, güzellik tanrıçası gibi ifadeleri kullanması doğru değildir. Temel ilke bu olmakla birlikte, çok tanrılı bir dinin tanrı olarak nitelediği varlıkları anlatırken, örneğin “Mısır tanrısı” ifadesiyle “eski Mısır’da tanrı olarak kabul edilen” anlamı kastedildiği takdirde bu şirk kapsamında değerlendirilemez. Çünkü şirk, kişinin bilinçli ve kasıtlı bir tercihidir. Söz konusu anlatımda ise şirk bilinç ve kastı yoktur. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, inanan insanların bu ve benzeri ifadeleri sakınca görmeden kullanmaları, zaman içerisinde tevhid inancındaki hassasiyeti azaltabilir veya yanlış anlamalara neden olabilir. Bu nedenle, bu ve benzeri ifadelerin kullanılması doğru değildir.
Her şeyi yaratan, yoktan var eden Allah’tır. Bunu bilerek sadece eşyaya yeniden şekil verme, onu keşfetme manasında “yaratıcı” kelimesini söylemek kişiyi dinden çıkarmaz. Kur’an’da, “…Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.”[419]buyrulur. Arapçada halk/yaratma kelimesi, bir şeyi yapma, üretme anlamında eskiden insanlar için de kullanılırdı. Fakat zamanla bu kavram sadece Allah için kullanılmış ve O’ndan başkasına “yaratıcı” demek kulluk edebine aykırı görülmüştür.[420]
Kur’an’daki bazı hükümlerin geçmişte kaldığını söyleyerek hafife alan kişinin inancı zedelenir mi
Kur’an’da Yahudilerin kendi kitaplarını değiştirmeleri, hükümlerini uygulamamaları sıklıkla ele alınır. Yahudiler Tevrat’ta olan bazı hükümleri uygulamaz bazı hükümleri ise uygularlardı. Bu hususu bize aktaran Kur’an, onların bu tutumunu şöyle eleştiriyor: “Yoksa siz kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”[421]
Sadece bu ayet dahi sorumuza yeterli cevap olabilir. Zira iman parçalanmaz bir bütündür. Yani iman edilecek hususların tamamına iman edilmelidir. Tek bir hususu reddetmek kişiyi iman dairesinin dışına çıkarır. Kişinin Kur’an’da bulunan bazı hükümleri, geçmişte kaldığını söyleyerek hafife alması, günümüzde uygulanabilirliğinin imkânsız olduğunu söylemesi ve bunları terk etmesi ayette eleştirilen tutumla birebir örtüşmektedir. Dolayısıyla iman edilmesi zorunlu olan bir hususun ufak bir parçasının inkârı dahi o hususta imanın gerçekleşmediğini gösterir.[422]
Kitaba iman, ona tutunmak onun rehberliğinde hayat yolculuğuna devam etmek onun hükümlerini eksiksiz uygulamakla ve eksiksiz yerine getirmekle mümkün olmaktadır. Peygamberimiz “Kur’an’ın haramlarını helal sayan, ona iman etmemiştir.”[423] buyurarak bu gerçeği ifade etmiştir.[424]
İçeriği İslam inancı ile bağdaşmayan şarkıları dinlemek inancımıza zarar verir mi
Allah’ın kendine kul olma şerefiyle onurlandırdığı mümine, O’na kullukta hassas davranması ve özen göstermesi yakışır. Dolayısıyla küfür ve isyan ifadeleri içeren şarkıları dinlemeye izin verilmemiştir.
Dinî kaynaklarımızdan Kur’an ve sünnette müzikle ilgili ayrıntılı ve özel hükümler yoktur. Müzikle meşgul olmanın ve müzik dinlemenin kesin olarak günah olduğunu gösteren deliller bulunmamaktadır. İslam dini bu konuda genel ilke ve amaçları belirlemekle yetinmiştir. Buna göre İslam esaslarına aykırı, insanı Allah’a karşı gelmeye çağıran, günaha yönlendiren, isyan ve karşı gelme kültürü oluşturmayı hedefleyen, cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tanımlamalar içeren, haram işlemeye teşvik eden müzikleri yapmak ve dinlemek günahtır. İçerisinde geçen Allah’a isyan, kadere küfür ve sövme, günah ve haram fiilleri onaylamadan şarkıları yalnızca dinleyen kimse günahkâr olur ve tövbe etmesi gerekir.[425]
[414] Ahmet Saim Kılavuz, İman Küfür Sınırı, s. 106-130.
[415] Müslim, Îmân, 112.
[416] Buhârî, Eymân, 7; Tirmizî, Îmân, 16.
[417] Müslim, Îmân, 111.
[418] Mustafa Sinanoğlu, “Şirk”, DİA, c. 39, s.193-198.
[419] Mü’minûn, 23/14.
[420] Kur’an Yolu, c. 4, s. 13-15.
[421] Bakara, 2/85.
[422] Ahmet Davutoğlu, “İman Bir Bütündür”, Yüksek İslam Enstitüsü Dergisi, İstanbul, 1964, sayı: 2, s. 6.
[423] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 20.
[424] Hadislerle İslam, c. 1, s. 548.
[425] https://kurul.diyanet.gov.tr. /Cevap ara/-müziğin dindeki yeri-