Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

DİNLERDE ORUÇ İBADETİ

Oluşturulma tarihi: 8.02.2025 13:17    Güncellendi: 8.02.2025 13:17    dinlerde oruç ibadeti

DİNLERDE
ORUÇ İBADETİ

Prof. Dr. Ali Osman KURT
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
İslami İlimler Fakültesi

Oruç, İslam öncesi dinlerde de var olan kadim bir ibadettir. Birçok dinî gelenekte, orucun bedensel arzuları zayıflatarak kişiyi manevi yönden güçlendireceğine ve bu manada istenen hedeflere ulaştıracağına inanılır. Dünya zevklerinden el etek çekme, tövbe, arınma, matem ve dua, orucun amaçlarından bazılarıdır. Oruç, en genel ifadesiyle belirli bir süre yeme içme ve cinsellikten uzak durma, belli gıdaları tüketmeme veya kimseyle konuşmama[22] şeklinde tanımlanabildiği gibi bazı din ve mezheplerde ağzı ve kulağı yalan ve kötü sözden korumak olarak da karşımıza çıkabilmektedir.

Oruç muayyen vakitlerde yapılan bir ibadettir ve bu vakit, dinî geleneklerin “kutsal zaman” algısıyla yakından ilgilidir. Bu maksatla ibadetlerde düzeni sağlamak için pek çok dinî takvim geliştirilmiştir. Kutsal zamanlar, doğrudan ilahi kaynaklı olabildiği gibi tabiat olaylarıyla, önemli tarihî hadiselerle ya da dinî şahsiyetlerin yaşamlarıyla bağlantılı olabilir. Örneğin Hinduizm’de ve Zerdüştlükte çoğunlukla tabiat olaylarıyla, Yahudilikte önemli tarihsel hadiselerle ilişkilendirilirken, Hristiyanlıkta İsa’nın, Budizm’de Buda’nın yaşamıyla ilişkilidir. İslam’da ise ibadet vakitlerinin yegâne belirleyicisi Allah ve bazı durumlarda Hz. Peygamber’dir.[23]

Eski İran ve Uzak Doğu Dinlerinde Oruç

Eski İran dinlerinden Sâbiîlik ve Maniheizm’de, uzak doğu dinlerinden Hinduizm, Budizm ve Caynizm’de oruca veya oruca benzer ritüellere rastlanmaktadır. İran dini Zerdüştlükte ise bilinen manasıyla bir oruç ibadeti yoktur. Zerdüştler gerçek orucu, düşünce, söz ve eylemlerde hataya düşmekten kaçınmak şeklinde tanımlamaktadır.[24]

Kimi İslam âlimlerince ehli kitaptan kabul edilen Sâbiîler, yılın bazı günlerinde et yemezler. Buna rağmen onlar orucu; elin, dilin ve benzeri organların günah ve kötülüklerden uzak tutulması şeklinde ahlaki anlamda değerlendirmektedir.[25]

Maniheizm’de oruç temel ibadetlerden biridir. Din adamları ile halkın orucu farklıdır. Din adamları yılda toplam yüz gün oruç tutarken, halk senede otuz günlük oruçla mükelleftir. Dinin kurucusu Mani’nin acı çekerek öldürülmesi anısına da oruç tutmaktadırlar.[26]

Hint dinlerinde gıdaların bedeni ve zihni etkilediği inancı hâkimdir ve beslenme düzeni ruhsal gelişim için hayati öneme sahiptir. Bu minvalde oruç, beden ile ruh arasında ahenkli bir uyum sağlayarak dünyevi hazlardan kurtulup mutlak olanla birleşmeye götürür.[27] Hindu topluluklar arasında en yaygın oruç, her kasttan insanın dua ve dileklerinin gerçekleşmesi amacıyla, on beş günden az olmamak üzere tuttukları adak orucudur. Hinduizm’de orucun süresi ve niteliği kişinin istek ve amacına bağlıdır. Oruç, birkaç saatten birkaç haftaya, hatta bir aya kadar sürebildiği gibi yemeksiz, sadece suyla veya sütle beslenmek şeklinde değişebilir.[28] Hinduizm’de oruç, aynı zamanda kefaret vasıtalarından biridir. Kefarette bulunacak kişi ayın on beşinci gününde sadece on beş lokma yiyerek kefarete başlar. Her gün lokmalarını birer azaltarak ayın son gününde hiçbir şey yemez. Sonrasında dolunay oluncaya kadar lokmalarını birer artırarak ayın on beşinde kefaretini tamamlamış olur.[29]

Caynizm’de oruç, genellikle manastırda yaşayan keşişleri ilgilendiren bir ibadettir. Keşişler, her on beş günlük sürede en az üç gün oruç tutarlar. Oruçlu oldukları dönemlerde yalnızca çok iyi süzülmüş buğday, pirinç ve susam suyu içerler. Orucun bedeni ve zihni temizlediğine inanan Caynistler, zihni ve duyguları kontrol altına alabilmek için yeme isteğini ortadan kaldırmak isterler. Dinin temel yasaklarından biri ihlal edildiğinde veya hata işlendiğinde oruç tutmak önemli görülür. Bu dinde ruh göçünü sona erdireceği inancıyla yemek yemeyi tamamen bırakarak ölüm orucuna (sallekhana) girilmesi de önemli bir uygulamadır.[30] Caynistler, herhangi bir canlıya zarar vermemeyi öğütleyen “ahimsa” ilkesine uyarak hayvansal gıda tüketmezler. Bu açıdan onlar vegandırlar.[31]

Budist gelenekte ise züht ve riyazet hayatına büyük önem verilir. Buna karşın aşırıya kaçan her türlü zahitlik uygulaması da reddedilir. Dinin kurucusu Buda, altı yıl süren katı çileci bir hayat tecrübesinden sonra “orta yol” prensibini vazetmiştir. Günümüzde manastırlarda yaşayan Budist keşişler haftalık, aylık ve yıllık özel ibadet günlerinde oruç tutmaktadır.[32] Budizm’de orucun nihai amacı kişiyi nirvanaya ulaştırmaktır. Budistler, canlıların öldürülmesini gerektirdiği için hiç et yemezler. Bu bakımdan onlar vejetaryendirler.[33]

Yahudilikte Oruç

Yahudilikte nefsi alçaltma vasıtası görülen oruç, Tevrat’ta lafız olarak geçmez. Emir kipinde yer alan “Canınıza eziyet etmelisiniz.”[34] deyiminin oruca işaret ettiği düşünülür. Yahudiler ilahi affa mazhar olma, bir belayı önleme veya sonlandırma, pişmanlık ve matem gibi değişik amaçlarla oruç tutarlar.[35] Yahudi geleneğinde oruçlar, mahiyet, amaç ve bağlayıcılık açısından farklılık gösterir.

Oruca başlama yaşı kızlarda on iki, erkeklerde on üçtür. İlk dönemlerde isteğe bağlı olan oruç, sonradan düzenli ve tekrarlanan bir ibadete dönüşmüştür. Bazı dinî gruplarda Tevrat okumak, oruç tutmaktan daha önemli görülür. Günümüzde oruç daha çok Hasidi Yahudiler, mistikler ve kabalistler arasında yaygındır. Reformcu Yahudiler yalnızca Tevrat kaynaklı Yom Kipur orucunu kabul ederler.[36]

Yahudilikte Oruç Çeşitleri

Yahudilikte, günahlara kefaret olması veya geçmişin kötü günlerini yâd etme maksadıyla yılın farklı günlerinde toplam altı gün oruç tutulur. Bunlardan sadece biri Tevrat kaynaklıdır. Diğerleri sonradan hahamlarca ihdas edilmiştir. Yom Kipur ve 9 Av (Tişa Beav) orucu iki gün batımı arasında (24 saat) tutulduğu için büyük oruçlar, diğerleri güneşin doğuşu ile batışı arasında (12 saat) tutulduğu için küçük oruçlar şeklinde nitelendirilir.[37]

Kefaret Günü (Yom Kipur) Orucu: Tevrat’ta tutulması emredilen tek oruçtur. Yahudi takviminin en önemli ve kutsal günü kabul edilen Tişri ayının onuncu günü tutulur. Hasta, çocuk ve yaşlı haricinde dinî sorumluluk çağına gelmiş bütün Yahudiler bu orucu tutmakla mükelleftir. Başlangıçta Kefaret Günü sadece hahamları ilgilendiren hükümleri ihtiva ederken, sonradan bireylerin bir yıllık kaderinin tayin edildiği gün olarak telakki edilmeye başlanmıştır. Bu orucu tutma İsrail halkına mensubiyetin bir şartı sayılmıştır.[38]

Halkın kefaret günü tuttuğu oruç, başlangıçta yalnızca yeme ve içme yasağıyla sınırlıyken, hahamlar tarafından bu oruca dört yasak daha getirilmiştir. Bunlar; yıkanmak, vücuda losyon veya krem sürmek, deri ayakkabı giymek ve cinsel münasebettir. Kefaret Günü’nde uygulanan çalışma yasağı gibi bazı kısıtlamaların oruç ibadetiyle doğrudan ilgisi yoktur. Çalışmak günün kutsallığına halel getirir, ancak orucu bozmaz.

Kefaret Günü’nde bilinçli ve kasıtlı olarak iri bir hurma büyüklüğünde bir şey yemek ya da tek yanağı dolduracak miktarda bir şey içmek dahi orucu bozar ve toplumdan atılma (karet) cezası gerektirir. Ancak Tevrat’ta, yeme içme yasağı dışındaki diğer dört oruç yasağını ihlal eden kişiye toplumdan atılma cezası öngörülmemiştir.[39] Bunun sebebi, hem diğer dört yasağın hahamlarca konulmuş olmasından hem de “cana eziyet etmek” deyiminin özellikle yemekten ve içmekten uzak durma olarak anlaşılmasıdır. Hatta cana eziyet etme maksadıyla bedene vurmakla, yaralamakla veya başka türlü eziyet etmekle oruç emri yerine getirilmiş sayılmaz. Oruçta aslolan, bir şey yiyip içmemektir.[40]

İnanca göre Yahudi takviminin en kutsal günü kabul edilen Kefaret Günü’nde, insanların önceki fiillerine göre bir yıllık kaderi mühürlenerek kesinleştirilir. Bu yüzden bu gün ve öncesindeki on günlük süreç, bir yıl boyunca işlenen günahların affedilmesi için son fırsattır. Bu günde bir yıl içerisinde işlenen hatalardan duyulan pişmanlık dile getirilerek bağışlanma dilenir. Gelecek yıla yönelik verilen, ancak yerine getirilemeyecek yeminler için de tövbe edilir.[41]

Yahudi takviminde yeni yılın ilk günü olarak kutlanan Roş Aşana (yılbaşı) bayramı ile Yom Kipur bayramı arasında kalan on günlük sürede yeni bir işe başlanılmaz ve düğün yapılmaz. Bu yaklaşım bize, toplumumuzda sıkça dile getirilen “İki bayram arasında nikâh olmaz.” sözünü hatırlatmaktadır. Bu sözün, asırlarca bir arada yaşadığımız Yahudi toplumundan Müslümanlara geçmiş olması muhtemeldir. Zira İslam’da gerektiği durumlarda bayramlarda bile nikah kıyılabilir, düğün yapılabilir.[42]

Diğer Oruçlar: Yahudiler, millî felaketlerin yıldönümlerinde başka toplu oruçlar da tutmaktadır. Bunlar; 1) Kudüs’teki mabedin yıkılması, 2) Kudüs’ün Babilliler tarafından kuşatılması, 3) Kudüs’ün düşman eline geçmesi,[43] 4) Yahudi önderi Gedalya’nın öldürülüşü[44] ve 5) Ester’in dindaşlarını kurtarmak için hayatını tehlikeye atması[45] anısına tuttukları birer günlük oruçlardır.

Yom Kipur’dan sonra en yaygın oruç, “9 Av” orucudur ve Kudüs’teki mabedin yıkılması anısına tutulmaya başlanmıştır. Zaman içinde Yahudilerin tarih boyunca yaşadıkları tüm acı olayların yıldönümü olarak anıla gelmiştir. Yahudi takviminde Av ayının dokuzunda tutulan bu oruç ve devamındaki üç haftalık yas günü günümüzde, Süleyman Mabedi’nin MÖ 586’da Babilliler, ardından MS 70’de Romalılar tarafından yıkılışının, Bar Kohba yenilgisinin, Orta Çağ’da Yahudilere uygulanan katliamların,[46] Nazi Almanya’sındaki ölümlerin hatırlandığı ve ağıt yakıldığı günler hâline gelmiştir.

İsteğe Bağlı Oruçlar: Belli bir günle ilişkili olmadan dindarlık gereği tutulan oruçlardır. Kişisel bazı isteklerin Tanrı’ya niyazı, ulusal bir felaketi önlemek veya sonlandırmak, işlenen bir günahın veya kusurun bağışlanmasını dilemek gibi birçok sebeple oruç tutulabilir.[47] Adak, yağmur duası, bir ebeveynin ölüm yıldönümü, gelin ve damadın nikah merasimi öncesi, kötü bir rüya sonrası, kuraklık ve afet durumları vesilesiyle tutulan oruçlar bu kapsamdadır. Kuralların daha esnek olduğu bu tür oruçlarda, tam veya kısmi perhiz uygulanır.

Bunlara ilave olarak Yahudilikte Tanrı’nın hoşnut olacağı bir oruç şeklinden de söz edilir.[48] Makbul orucun sadece yemek ve içmekten uzak kalmak olmadığı, duaların kabul olması için yakınların gözetilmesi, yoksullara yardım edilmesi, açların doyurulması, çıplakların giydirilmesi, kötü sözlerden kaçınılması, ezilenlerin özgürleştirilmesi gibi davranışların gerekliliği üzerinde durulur. Ayrıca “Sesinizi yükseklere duyuramazsınız.” denilerek orucun gizli yapılması istenir.[49]

Hristiyanlıkta Oruç

Matta İnciline göre İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilen Hz. İsa, hiçbir zaman yeni bir din kurma iddiasında bulunmamıştır. İncillerde Hz. İsa’nın Tevrat’ı tamamlamak üzere gönderildiği ifade edilmektedir.[50] Üç yıllık risalet döneminde dinî uygulamalarda gördüğü yanlışları düzeltmekle meşgul olan Hz. İsa,[51] makbul orucun gizli tutulması gerektiğini şu sözlerle dile getirir:

“Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki insanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.”[52]

Mevcut İncillerde Hz. İsa’nın emrettiği herhangi bir oruç yoktur. Hz. İsa ve havariler, Yahudi geleneğine uyarak oruç tutmuşlardır.[53] Hristiyanlığa özgü ilk oruçlar, miladi ikinci yüzyılda görülmeye başlanır. Geleneksel olarak Hz. İsa’nın tutuklanması ve çarmıha gerilmesi anısına çarşamba ve cuma günleri oruç tutulur.[54] Hristiyan gelenekte oruç, dinî bir zorunluluk değil, bireysel tercih ve arınma metodudur.

Hristiyan mezheplerinde orucun vakti, süresi, şekli ve uyulacak kurallar bakımından birtakım farklılıklar vardır. Kilise’nin oruç günlerinin tespitiyle ilgili çalışmaları en erken üçüncü yüzyılda başlamıştır.[55]

Hristiyanlıkta Oruç Çeşitleri

Hristiyan gelenekte en önemli oruç, Paskalya Bayramı[56] öncesi tutulan kırk günlük oruçtur. Bu oruç, Hz. İsa’nın vaftiz olduktan sonra çöldeki kırk günlük orucuyla ilişkilidir. Hz. İsa’nın orucu da Yahudi kutsal kitabında sözü edilen Hz. Musa’nın Sina Dağı’nda tuttuğu aynı süredeki orucu akla getirmektedir.[57] Paskalya’ya manevi hazırlık olarak tutulan bu oruç, baharda tabiatın yenilenmesi gibi, insanın da günahlardan arınma hâlini simgeler. Başlangıçta çok katı kuralları içermekteyken, sonradan iki güne indirilerek bir tür perhize dönüştürülmüştür.[58]

Hristiyan gelenekte eskiden Hz. İsa’nın doğum günü (Noel) kutlamalarına büyük önem verilir, öncesinde bir gün oruç tutulurdu. Katolik Kilisesi, Hz. İsa’nın doğum günü öncesinde tutulan oruç uygulamasını kaldırmış, yerine Noel arifesinde kısa süreli perhiz getirmiştir.[59]

Perhiz şekline dönüştürülen oruçlarda et hariç her türlü gıdayı tüketmek serbesttir. Katolikler, eskiden günde sadece bir öğün yemek yiyerek gözettikleri Paskalya ve Noel öncesi orucu, günümüzde çok sevilen şeylerden (kahve içmek, futbol maçı seyretmek vb.) uzak durmak şekline indirgemiştir.[60] Oruç, diğer Hristiyan mezhepleri arasında da büyük oranda geçmişteki önemini yitirmiştir.

Görüldüğü üzere Hristiyanlıkta bir arınma biçimi olarak görülen oruçta, geçirdiği tarihsel süreçlere bağlı olarak vakti, sayısı ve mahiyetiyle ilgili farklı düzenlemelere gidilmiştir. Batı kiliseleri orucu, modernitenin de etkisi ve belki dayatmasıyla, bedeni ve kişiyi sınırlayan uygulamalar kapsamında değerlendirerek bireyin tercihine bırakma yoluna gitmiştir.[61]

İslam’da Oruç

İslam’da yetişkin her Müslüman’ın tutmakla mükellef olduğu yegâne oruç, hicretin ikinci yılında farz kılınan ramazan orucudur. Hastalar, yolcular ve oruca güç yetiremeyecek durumda mazereti bulunanlar, tutamadıkları günleri sonradan kaza etmek şartıyla, ramazan orucundan muaftırlar. Oruç tutamayacak kadar yaşlanmış kimseler ile iyileşme umudu bulunmayan hastalar ise tutamadıkları gün sayısınca fidye verirler.[62] Fidye vermek durumunda olan ancak maddi gücü bulunmaya kişiler ise Allah’tan af diler.

İslam’da Oruç Çeşitleri

İslam’da şekli bakımdan oruçta çeşitlilik yoktur. Ancak hükmü bakımından farz, vacip, nafile ve mekruh kısımlarına ayrılır. Farz olanlar, ramazan orucu ve kazası, hata ile adam öldürme (iki ay), zıhar (iki ay) ile ihram yasaklarını ihlal etme cezası (üç gün) olarak tutulan oruçlardır. Vacip oruçlar, itikaf ve adak oruçları ile nafile olarak başlandığı halde bozulan oruçlardır.

Farz ve vacip oruçların dışında Allah rızasını umarak kişinin kendi isteğiyle tuttuğu oruçlar nafiledir. Bunlar, dinen tutulması zorunlu olmayan, fazileti ve sevabı hakkında Hz. Muhammed’in (s.a.s.) tavsiyesi bulunan oruçlardır. Her haftanın pazartesi ve perşembe günlerinde, aşure ve arife günlerinde, zilhicce, şevval ve şaban aylarının belirtilen günlerinde tutulan oruçlar tavsiye niteliğindedir.

Bazı gün ve özel hâllerde ise oruç tutulması yasaklanmış veya mekruh sayılarak hoş görülmemiştir. Ramazan Bayramı’nın ilk günü, Kurban Bayramı’nın dört günü, sadece cuma günü, kişiyi zayıf düşürüp hayati tehlikeye yol açacak durumlarda, yine kadınların hayız ve nifas hallerinde oruç tutmak yasaklanmıştır. Cumartesi, pazar, nevruz ve mihrican gibi diğer dinlerin kutsal günlerini oruçlu geçirmek de hoş görülmemiştir.

İslam’da Orucun Önemi

İnsanın irade eğitiminde orucun önemli bir yeri vardır. Oruç tutan insan, bedensel güçlüklerin üstesinden gelmeyi öğrendiği gibi zihinsel ve manevi açıdan da olgunlaşır. Öngörülen zaman içerisinde yeme, içme ve benzeri ihtiyaçlardan uzak durmak orucun biçimsel yönüne, kişinin Allah’a yakınlaşma çabası ve içsel arınma tecrübesi de özüne işaret eder.[63] Oruç; kişiyi takvaya ulaştırması, Allah’a kul olma bilincine eriştirmesi ve kulluğun belirli bir disipline bağlanması, nimete şükür vesilesi olması, Allah’ın koyduğu sınırlara uymayı öğretmesi ve mümine yaraşmayacak davranışlardan sakındırarak ahlakı güzelleştirmesi bakımından önemli bir yere sahiptir.[64]

Hadislerde, orucun Allah ile inanan arasında gerçekleşen özel bir ibadet olduğu belirtilir. Kudsi bir hadiste Allah Teala, “Oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm.”[65] buyurarak orucun mükâfatının da özel olduğuna işaret etmiştir. Bir başka hadiste ise oruçlu birinin çirkin sözden ve tartışmadan kaçınması gerektiği, kendisine kötü söz söylendiğinde ise sadece “Ben oruçluyum.” demesi tavsiye edilir.[66] Yine oruç tuttuğu hâlde yalanı ve yalanla iş yapmayı terk etmeyen kişinin tuttuğu orucun, aç ve susuz kalmaktan ibaret olduğu ve Allah katında bir değer taşımadığı ifade edilir.[67]


[22] Meryem, 19/10, 26.

[23] Ali Osman Kurt, “Dinlerde Kutsal Zaman”, Halk İnanışları, ed. Durmuş Arık-Ahmet Hikmet Eroğlu (Ankara: Grafiker Yayınları, 2020), 138-170.

[24] Ali İhsan Yitik, “Oruç (İslam’dan Önceki Dinlerde Oruç)”, DİA, c. 33, s. 416.

[25] Şinasi Gündüz, Son Gnostikler Sâbiîler (Ankara: Vadi Yayınları, 1995), 162-163.

[26] Şinasi Gündüz, “Maniheizm”, DİA, c. 27, s. 576.

[27] Thowhidul Islam, “Hinduizm, Budizm ve İslam’da Oruç: Mukayeseli Bir Çalışma”, Ramazan ve Oruç, ed. Berat Açıl-Fahrettin Altun vd. İstanbul: Ümraniye Belediyesi Yayınları, 2015), 64.

[28] Islam, “Hinduizm, Budizm ve İslam’da Oruç”, 74-75.

[29] Mehmet Katar, “Dinlerde Keffaret Anlayışı”, Dinî Araştırmalar 1/1 (Mayıs 1998), 47.

[30] Cemil Kutlutürk, “Cayinizm”, Doğu’dan Batı’ya Düşüncenin Serüveni, ed. Bayram Ali Çetinkaya-Ali Osman Kurt (İstanbul: İnsan Yayınları, 2005), 768-769.

[31] Veganlık, hiçbir hayvansal ürünün yenilmediği, deri, yün ve ipek gibi hayvansal mamullerin de kullanılmadığı beslenme ve yaşam biçimidir.

[32] Mehmet Katar, “Dinlerde Günlük İbadet Uygulamaları”, Dinî Araştırmalar 1/1 (Mayıs 1998), 64; Ayrıca bkz. Osman Cilacı, “Semavi Dinlerde Oruç”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi] 17/3-4 (1978), 192-208.

[33] Vejetaryenlik, kırmızı et, tavuk, balık ve diğer deniz hayvanları gibi hayvansal hiçbir etin yenilmediği beslenme biçimidir.

[34] Lev. 16:29.

[35] Adem Özen, Yahudilikte İbadet (İstanbul: Ayışığı Kitapları, 2001), 174-175.

[36] Özen, Yahudilikte İbadet, 176-180.

[37] Ahmet Güç, “Yahudilik: Mâbet ve İbadet”, DİA, c. 43, s. 211.

[38] Lev. 23:29.

[39] Lev. 23:29.

[40] Tora: Vayikra, çev. Moşe Farsi, (İstanbul: Gözlem Yayınları, 2006), 3/29.

[41] Salime Leyla Gürkan, Yahudilik (İstanbul: İsam Yayınları, 2015), 212.

[42] Muhammet Tarakçı, “Yahudilikte Oruç”, Erişim 23 Mart 2021, http://muhammettarakci.blogspot.com/2020/04/yahudilijte-oruc.html.

[43] II. Kr. 25:1-2; Hez. 24:1-2.

[44] II. Kr. 25:25.

[45] Est. 4:16.

[46] Yusuf Besalel, “Taanit”, Yahudilik Ansiklopedisi (İstanbul: Gözlem Yayınları, 2002), 3/690-691.

[47] Tarakçı, “Yahudilikte Oruç”, Erişim 23 Mart 2021.

[48] Geniş bilgi için bkz. İlyas Dölek, “Yeşeya: 58 Bağlamında Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Makbul Orucun Anlamı”, Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 10/23 (Aralık 2019), 607-629.

[49] Yeşaya 58:3-14.

[50] Mat. 5:17.

[51] Mat. 5:7.

[52] Mat. 6:16-18.

[53] Mat. 6:16; Res. 13:2; 14:23.

[54] Yitik, “Oruç”, 415.

[55] Ali Erbaş, Hıristiyanlıkta İbadet (İstanbul: Ayışığı Kitapları, 2003), 60.

[56] Hristiyanların Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra üçüncü günde dirildiğine inandıkları günün anısına kutlanan bayramdır.

[57] Çık. 34:28.

[58] Mehmet Katar, “Hıristiyan Bayramları Üzerine Bir Araştırma”, Dinî Araştırmalar 3/9 (Nisan 2001), 17, 56.

[59] Katar, “Hıristiyan Bayramları Üzerine Bir Araştırma”, 13.

[60] Ali Osman Kurt-Dursun Ali Aykıt, Dinler Tarihi (Ankara: Bilay Yayınları, 2020), 274.

[61] Fatma Yüksel, “İlâhî Dinlerde Oruç”, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi 5 (Eylül 2008), 37.

[62] Bakara, 2/183-185.

[63] Talip Türcan, “Oruç (İsl.), İslamiyet-Hıristiyanlık Kavramları Sözlüğü, ed. Mualla Selçuk vd. (Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları, 2013), 593-594.

[64] İbrahim Kâfi Dönmez, “Oruç (İslam’da Oruç)”, DİA, c. 33, s. 417-424.

[65] Buhârî, Tevhîd, 50.

[66] Müslim, Siyâm, 29.

[67] Buhârî, Savm, 8.